Kaan Kızılırmak
Music May Kill
23 Nisan 2013 Çarşamba günü, Life May Kill, Fashion May Kill ve Words May Kill olarak çok uzun zamandır birlikte yapmayı unuttuğumuz “dışarıda kahvaltı“ olayını gerçekleştirdik. Evin sokak kapısından çıktığımız an ise acı-tatlı sonuçlara sahip olan gerçek ile yüzleştik. Yaz gelmiş. Hani o; geceleri bizi uyutmayan, vantilatör bir daha bana ne zaman döneceği düşündüren, ağustosa doğru kendi derini tanıyamadığın, doğru düzgün yemek yiyemediğin ama kısacık şortlar, t-shirtler giydiren, hayata garip bir enerji getiren, çiçeklerin böceklerin etrafta fink attığı yaz ayları başlamış.
Duyulan geçmiş zaman kullanıyorum çünkü yaklaşık iki
haftadır vize dönemi içinde boğulan bir insan olarak sokakta neler olmuş, neler
bitmiş hiçbir fikrim yoktu. Ama bana hiç üzülmeyin çünkü sınav sonuçlarım
arasında 100 almalı sonuçlar filan var. Bu başarımda ise en büyü rolü müzik
oynuyor. Takvimde iki hafta olarak gözüken vize dönemi bana en azından bir
aylık bir işkenceyi anımsatsa da müzik sayesinde yılmadım, yorulmadım. Tabii
ders çalışırken de öyle her şey dinlenmez, dinlenemez. Ben de kendime az ama öz
bir liste oluşturup defalarca aynı şeyleri dinledim.
Bugün de sıcacık, tavşan kanı çayımı yudumlarken
kulağıma aşina bir ses, bir tını çalındı ve biraz dikkatle kulak verdiğimde ise
listemdeki şarkıyı duydum ve listenin aslında ne kadar “yaz“ olduğunu fark ettim. Kahvaltımı bitirdim, sigaramı içtim, eve
dönüşte pazara uğrayıp Life May Kill’e çanta, kendime de çorap aldırttıktan
sonra hemen oturdum bilgisayarın başına ve olaylar gelişti.
Ve şimdi size içinde, kitap okurken kulağınızda hafif
hoşluklar bırakacak şarkılardan başlayıp sahilde kulaklığınızı takıp kendi
dünyanıza yaptığınız yolculuğa uğrayıp, en son plaj voleybol oynarken arada
dans ederek kendinden geçme ile sonlanacak listeyi paylaşıyorum.




























