Music May Kill etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Music May Kill etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2014

Music May Kill Yaz Şarkıları

Kaan Kızılırmak
Music May Kill



23 Nisan 2013 Çarşamba günü, Life May Kill, Fashion May Kill ve Words May Kill olarak çok uzun zamandır birlikte yapmayı unuttuğumuz “dışarıda kahvaltı“ olayını gerçekleştirdik. Evin sokak kapısından çıktığımız an ise acı-tatlı sonuçlara sahip olan gerçek ile yüzleştik. Yaz gelmiş. Hani o; geceleri bizi uyutmayan, vantilatör bir daha bana ne zaman döneceği düşündüren, ağustosa doğru kendi derini tanıyamadığın, doğru düzgün yemek yiyemediğin ama kısacık şortlar, t-shirtler giydiren, hayata garip bir enerji getiren, çiçeklerin böceklerin etrafta fink attığı yaz ayları başlamış.

Duyulan geçmiş zaman kullanıyorum çünkü yaklaşık iki haftadır vize dönemi içinde boğulan bir insan olarak sokakta neler olmuş, neler bitmiş hiçbir fikrim yoktu. Ama bana hiç üzülmeyin çünkü sınav sonuçlarım arasında 100 almalı sonuçlar filan var. Bu başarımda ise en büyü rolü müzik oynuyor. Takvimde iki hafta olarak gözüken vize dönemi bana en azından bir aylık bir işkenceyi anımsatsa da müzik sayesinde yılmadım, yorulmadım. Tabii ders çalışırken de öyle her şey dinlenmez, dinlenemez. Ben de kendime az ama öz bir liste oluşturup defalarca aynı şeyleri dinledim.

Bugün de sıcacık, tavşan kanı çayımı yudumlarken kulağıma aşina bir ses, bir tını çalındı ve biraz dikkatle kulak verdiğimde ise listemdeki şarkıyı duydum ve listenin aslında ne kadar “yaz“ olduğunu fark ettim. Kahvaltımı bitirdim, sigaramı içtim, eve dönüşte pazara uğrayıp Life May Kill’e çanta, kendime de çorap aldırttıktan sonra hemen oturdum bilgisayarın başına ve olaylar gelişti.

Ve şimdi size içinde, kitap okurken kulağınızda hafif hoşluklar bırakacak şarkılardan başlayıp sahilde kulaklığınızı takıp kendi dünyanıza yaptığınız yolculuğa uğrayıp, en son plaj voleybol oynarken arada dans ederek kendinden geçme ile sonlanacak listeyi paylaşıyorum.  

15 Mart 2014

Pharrell Williams - G I R L

Kaan Kızılırmak
Music May Kill

Altın Çocuk

Pharrell ve ikonikleşen şapkası şarkı söylerken

Müzik dünyası, 2013 yılını –özellikle de 2013’ün ikinci yarısını- oldukça hareketli geçirdi. Yeni yılın gelmesi ve ocak – şubat kardeşlerin ağırlıklarını koymaları ile müzik dünyası, ufak çaplı bir durgunluk yaşadı. Anonim boşuna söylememiş “Zaman her şeyin ilacıdır.” diye. Benim için tek yumurta ikizi olan ocak – şubat kardeşlerden sonra daha ılımlı olan mart ayının gelişi, kulaklarımızı koruyan şapkaları, atkıları, rengarenk kulaklıklar ile değiştirmeye başlamamızı sağladı.

2014’ün ilk çeyreğinin yavaş yavaş sonuna gelirken geçen yılın altın çocuğu Pharrell, müzik dünyasındaki sessizliği bozdu ve yeni albümü G I R L ile yeni yıla güzel bir başlangıç yaptı. Böyle söyleyince zamanın ne kadar hızlı geçtiğini fark ediyor insan. “Nasıl yani, 2014 başlayalı koskoca 3 ay mı olmuş?”  dememek elde değil. Zaman, ilaç mı değil mi onu bilmiyorum ama kendisinin son derece hızlı geçtiği konusunda uzun uzun konuşabilirim.



Eğer bir sözlük yazarı olsaydım ve Pharrell Williams hakkında bir şey yazmam gerekseydi sanırım sadece bir cümle yeterli olacaktı kendisini tasvir etmeye: “Pharrell Williams… Altın çocuk olmanın yaşının olmadığını ispatlayan kimse.” 2013 yılında popülaritesini, bir gökdelenin en üst katındaki tavana kadar vurduran Pharrell, upuzun bir aradan sonra kendi albümünü de yayınlamayı başardı.

Paragraflar oluşmaya başladı ama ben altın çocuğu bir anlatamadım. Bana göre müzik dünyası, tüketim hızının da artmasıyla 80’ler, 90’lar olmaktan çıkıp 2011 – 2012, 2012- 2013 sezonuna dönüştü. Durum böyleyken artık eski zamanlardaki gibi belli dönemlere hükmeden ve uzun süre başarılı olan sanatçıların yerini yaşanılan yıla damga vuran sanatçılar aldı. İşte 2013 – 2014 sezonunun da altın yumurtlayan altın çocuğu Pharrell Williams oldu. Haydi o zaman gelin bir bakın yakın zamanda Pharrell’den neler duyacağız, neler diyeceğiz.

G I R L   


23 Şubat 2014

Sıla - Yeni Ay

Kaan Kızılırmak
Music May Kill

Yeni Ay: Eskiye ait olan her şeyi siler ve yeni bir döngüyü selamlar, başlangıcı müjdeler.


Türk müziğinin son 7 yıldır en iddialı, en başarılı, en derli toplu nadir şarkıcılarından birisi olmayı başaran Sıla, bizi yeni albümü Yeni Ay ile bir kez daha selamlıyor.

Girişi yaptıktan sonra “biraz abarttım mı acaba?” diye kendimi sorgulasam da inanın abartmıyorum. Eğer geniş bir perspektiften bakacak olursak Sıla, çıkış şarkısı …Dan Sonra’dan beri başarısını sürdürmeye devam etti. Fakat bulunduğumuz yıl çerçevesinde, başarıyı korumak bir başarı mı? sorusunun yanıtı bence kocaman bir hayır. Ben tabiî ki bu duruma katılmıyorum hatta bu fikre son derece karşıyım. Artık şarkıcılardan daha ne bekliyoruz, inanın ben de anlamıyorum. Fakat Sıla’ya kendimden emin bir şekilde “başarılı” sıfatını yakıştırmamın sebebi, Sıla’nın şimdiye karar yapmış olduğu şarkılar ve insanların bu şarkıları ne kadar çok sevdiğidir. İşte, Sıla’nın 4 albümden çıkardığı 15 tekli:

…Dan Sonra, Kenar Süsü, Sevişmeden Uyumayalım, Yara Bende, İnşallah, Bana Biraz Renk Ver, Acısa da Öldürmez, Kafa, Oluruna Bırak, Boş Yere, Gol, Tam da Bugün, İmkansız, Zor Sevdiğimden, Aslan Gibi.

Şarkıların hepsini bilmeseniz bile duyunca hatırlayacağınıza bahse girerim. Neyse daha fazla uzatmayayım, bu aralar müzik dünyasından hiç memnun değilim. Biz esas konumuz olan Yeni Ay’a gelelim.

2 Şubat 2014

2014 Beauty May Kill Müzik Ödülleri Sahiplerini Buldu


İki hafta boyunca gelen oylar ve tweetler doğrultusunda 2014 Beauty May Kill Müzik Ödülleri sahiplerini buldu.

Neil Patrick Harris'in sunuculuğunu üstlendiği gece, birbirinden ünlü ismin katılımıyla daha da renklendi.

Ödül Töreni

             

28 Ocak 2014

56. Prestijli Grammy Ödül Töreninde Yaşananlar

Kaan Kızılırmak
Music May Kill

Dünyanın en prestijli müzik ödülü Grammy ödülleri, 26 ocak tarihinde bir kez daha sahiplerini buldu. 



Peki, Grammy ödülleri gerçekten bu kadar önemli mi?

Bu soruyu bende gündeme getiren olay, Grammy adaylıklarının açıklanması ile başladı. Son yıllarda iyice “popüler müziklere verilen ödüller” haline dönüşen Grammy ödülleri, bu yıl özellikle “Record of the Year” başta olmak üzere birçok kategorideki adaylıklar ile bile beni şaşırtmayı başardı.

Günümüz müziğinde sıfırdan bir şey yaratmak artık bir hayal olmuşken, artık “sample” olarak kullanılan şarkılara credit bile verilmiyor. Durum böyle olunca, şarkılar başta olmak üzere genel konsept, sürekli kendini tekrarlıyor ve kısır bir döngüye giriyor.  Haydi gelin “Record of the Year” adaylarını ufak çapta inceleyelim.

İlk olarak ödülü de kazanmayı başaran Get Lucky ile karşılaşıyoruz. Daft Punk’a “Album of the Year” ödülünü getiren Random Access Memories albümünün çıkış şarkısı Get Lucky… Yıllarca aradan sonra büyük reklam stratejileri ile beğenimize sunulan Get Lucky… Peki, uzun zaman merakla beklenen şarkının ritmi, Zack Kim adında gitar çalmayı seven bir Koreli’den mi esinlenildi? Cevap bana kalırsa, bariz bir şekilde ortada. Ayrıca şarkının ana ritmini, Michael Jackson – Paul McCartney düeti Say Say Say’de de duymak mümkün.

Gelelim diğer adayımız Radioactive’e. 2013 yılını oldukça iyi geçiren grupların başında gelen Imagine Dragons’ın büyük hiti. Kişisel olarak bu kategorideki açık ara favorimdi kendisi fakat bu beğenim az sonra söyleyeceklerimi tabiî ki değiştirmeyecek. Şarkıyı ilk dinlediğim anda çok sevdim ve şarkı çabucak dilime dolandı. Zamanla mırıldanma aşamasını da geçtim fakat kafamın bir köşesinde bu şarkı bir şeye çok benziyor demekten kendimi alamıyordum. Ufak bir araştırmadan sonra bulduklarım beni yanıltmadı.  

8 Ocak 2014

Beyoncé - Beyoncé

Kaan Kızılırmak
Music May Kill

Müzik Dünyası: Asla Yaşlanmayan Bir Çocuk

Başlıkta da söylediğim gibi müzik dünyası çok ilginç. Ne zaman, ne olacağını neredeyse hiç kestiremediğimiz, uyandığımız her güne içinde mutlaka yenilik barındıran bir sektör. Her şeyin abartılarak önümüze sunulduğu bu günlerde, uzun zamandır ne yapacağını merak ettiğimiz Beyoncé, bir anda kendisi ile aynı adı taşıyan albümünü yayınladı.

İlk duyduğumda “Ne? Nasıl yani? Ne demek şimdi bu?” tepkilerini verdiğim Beyoncé’nin bu stratejisini oturup sakin kafayla düşündüğümde takdir etmekten başka bir şey gelmedi elimden. Malum, müzik dünyası insanın gözünün yaşına bakmıyor. Bir gün zirvedesiniz, bir sonraki gün ise adınızı bilen bile yok. Durum böyleyken doğal olarak herkes bir yenilik peşinde koşuyor. Bu koşuşturmaca da sektörü sürekli canlı ve rekabetçi kılıyor. Buradan yola çıkarak, uzun zaman akıllarda yer edecek ve üzerinden biraz zaman geçtikten sonra taklitlerini göreceğimiz bu satış pazarlamasına şahit olmak heyecan verici.

Beyoncé albümü 13 Aralık 2013 tarihinde yayınlandı ve hemen hemen dünyanın her yerinde bir hafta boyunca kesintisiz konuşuldu. Albüm, ilk haftasında 1 milyon satış rakamını aşarak Beyoncé’nin en yüksek ilk hafta açılışı yapan albümü unvanını kazandı.

İçerisinde 14 şarkı ve 17 video barındıran Beyoncé, görsel albüm adı altında yayınlandı. Beyoncé her ne kadar müzik ile görselliği ayırmasa da ben az sonra albümün sadece müziksel kısmını ele alacağım. Fakat ben de Beyoncé ile yakın düşündüğüm için ve Music May Kill’de de ufak değişiklikler olsun diyerek, her şarkıyı öncelikle bir gif ile -hafif esprili bir yolla- anlatmaya çalışacağım. Merak etmeyin, tabiî ki birazdan şarkılar hakkında ne düşünüyorum uzun uzun okuyacaksınız.


Beyoncé – Beyoncé



31 Aralık 2013

En Güzel Klişe: 90'lar Candır

Mak. 
Book May Kill, Music May Kill yerine yazdı.



Book May Kill olarak yazmaya başladıktan sonra, kitapla ilgili herhangi bir şey yazmanın benim için pek yararlı olduğunu düşünmüş, kitap okurken düşündüklerimi ve araştırdıklarımı paylaşmanın benim açımdan aşırı tatmin edici olduğunu anlamıştım. “Ayy hava mı atıyorsun, kitapsa kitap, biz de okuyoruz haspam!” dediğinizi duyar gibiyim, bence de öyle. Ama yine de düşüncelerimi paylaşmak çok güzel. Ki kitap, en aşina olduğum, hayatımın %90’ını kaplayan bir olgu da değil doğrusunu söylemek gerekirse ama sanırım kitapsız, edebiyatsız yapamam. Bu hafta da, bir başka “Hayatımda ilgilenmezsem ölürüm, onsuz yaşayamam!” dediğim bir alan hakkında yazmayı deneyeceğim sanırım: Müzik hakkında. Yani affınıza sığınarak, Music May Kill’cilik oynayacağım sevgili okuyucular. Esas oğlan Music May Kill gibi müzik araştırmaları yapmıyorum ya da bu konuda onun kadar bilgili değilim belki, ama gününün %40’ını müzik dinleyerek geçiren bir insan olarak bizim de biraz bilgimiz var şimdi, çok da mütevazı olmayalım. Mesela; 90’lar Pop derseniz, benim için akan sular durur, başlarım söylemeye şarkıları teker teker. İçten şarkı sözleri ve tanımlayamadığım ama her 90’lar çocuğunun veya gencinin şarkıyı duyduğu anda anlayacağı o 90’lara özgü ezgi. Klipleri bezemiş 90’lar modasını da unutmamak gerek tabi. Ekose pantolonlar, yüksek bel kotlar, beyaz tenis ayakkabıları, kısa deri ceketler. Music May Kill’cilik oynamak beni ürkütmüştü; ama “90’ları sevmeyen kim kaldı ki?” diye düşünüp, en azından çok sevdiğim ve bir gıdım bilgim olduğunu düşündüğüm bir konuda yazı yazmak isteği beni bir nebze rahatlattı açıkçası. 90’ların sevilen 10 klibini izleyeceğiz bugün. Ben aralara çocukluk anılarımı sıkıştırırsam, kızmayın, “Nostalji is my girl.” çünkü. Umarım benim şarkıları dinlerken çocukluğumu tekrar yaşadığım gibi, siz de yaşarsınız çocukluğunuzu. Haydi o zaman, gelsin klipler gitsin duygu selleri! Nostalji zamanı ey Beauty May Kill müdavimleri!


İlk olarak Minik Serçe Sezen’den bir şarkıyla eğlenelim istedim. Lüküs kamarada ben otururum Sezen. BEN!




19 Aralık 2013

2013 Yılının En İyi 25 Şarkısı

Kaan Kızılırmak
Music May Kill
Yıl bitiyor, yıl!

“Sevgili ve bir o kadar da değerli Music May Kill okuyucuları” diye bir giriş yapmak isterdim fakat gerçekten zaman yok. Yıl bitiyor, yıl! Herkes 2014 yılına sevgilisi, arkadaşları, ailesi ile ya da tek başına nasıl gireceğini düşünürken ben oturmuş yazı yazıyorum. Aman sakın yanlış anlaşılma olmasın, tabiî ki severek yazıyorum. (31 Aralık 2013 Salı gecesi planım çoktan hazır, belki siz de şahit olursunuz o geceye. Sürprizler? Mümkün.)

Az önce kendim söyledim zaman yok diye ama bakın kendim uzatıyorum konuyu. Hazır yıl biterken ve ben iTunes’u ve Last.fm’i açmış “bu yıl neler olmuş şöyle bir bakayım” derken “bu yıl neler olmuş şöyle bir yazayım”a dönüşen fikirlerimi sizinle paylaşacağım. İşte karşımızda 2013 yılına satış, radyo, ve popülerlik konusunda damga vurmuş ve naçizane kişisel zevkimi de katarak değerlendirdiğim en iyi 25 şarkı.



2013 ve 25 Şarkı    

25. M.I.A. – Bring The Noize

Listeye benim kişisel olarak favorilerimden birisi ile başlıyoruz. Matangi albümünün ikinci teklisi olan Bring The Noize, beni ilk olarak videosu ile kendine bağlamıştı. Normalde M.I.A.’yı çok seven birisi olarak şarkıya hemen ısınamasam da zamanla yıl içerisindeki en çok dinlediğim şarkılardan birisi olmayı başardı Bring The Noize. Switch & Surkin tarafından yaratılan şarkıda kullanılan altyapılara albümde yer verilmemesi de zamanında ufak çaplı bir krize yol açmıştı. Her şeye rağmen şarkı, son anda kendini listeye sokmayı başardı.

24. Kanye West - Black Skinhead

Bu yılın belki de en çok merakla beklenen albümlerinden olan Yeezus’tan yayınlanan ilk tekli olan Black Skinhead’i duymam ile birlikte şarkı ile aramda inanılmaz bir çekim yaşandı diyebilirim. Kanye West’i en son Love Lockdown şarkısı ile hatırlayan birisi olarak Black Skinhead’in rock-punk-rap karışımı ile kendime geldim. Kanye’nin şarkıdaki çığlıkları ise tabiî ki en güzel anlar.

23. Cher - I Hope You Find It

12 yıl aradan sonra çıkardığı Closer to the Truth albümü ile oldukça konuşulan Cher’i tebrik etmek lazım. İlerlemiş yaşına rağmen beni gerek şarkıları gerekse enerjisi ile kendine bir kez daha hayran bırakan Cher, bu albümünde Miley Cyrus’un The Last Song filmi için kaydettiği I Hope You Find It’i de albümüne kattı. Albümü, bu yılın en iyi 10 albümü arasında görmekle birlikte I Hope You Find It’i de albümün en iyi şarkılarından birisi olarak değerlendiriyorum.

22. Kelly Rowland – Dirty Laundry

Bu yılın tartışılmaz en cesur şarkılardan birisi ile karşı karşıyayız. Kelly’nin şarkıda söylediklerini duydukça ağzımın açılma kapasitesinde bazı gelişmeler yaşandı. Şarkıda, Beyoncê ve eski sevgilisi hakkındaki sözler ile dürüstlüğün dibine vuran Kelly, bu şarkıyı olay yaratmak için mi yoksa gerçekten içindekileri bağırmak için mi yaptı hâlâ çözemiyorum fakat şarkıyı dinledikçe bunların hiçbir önemi kalmıyor. Hatta klibi izleyince daha da bir güzel oluyor.



2 Aralık 2013

Britney Spears - Britney Jean

Britney’nin En Kişisel Albümü: Britney Jean


Pop müziğin prensesi Britney Spears, yeni albümü Britney Jean ile tekrar karşımızda. 2013 yılının en çok merak edilen albümlerinden birisi olan Britney Jean, Britney’nin 8. stüdyo albümü. Albüm hakkında konuşmaya başlamadan önce gelin biraz bilgilerimizi tazeleyelim.

Mayıs ayının başlarında stüdyo giren Britney, yeni albümünün şimdiye kadarki en kişisel albümü olduğunu açıkladı ve bir anda gündem olmayı başardı. Ardından albüm “pop yaşamının yalnızlığı” olarak özetlendi. Albümde ağırlıklı olarak Will.I.Am ve Preston ile çalışan Britney, sözlere ise oldukça katkı sağladığını açıkladı. Her ne kadar Britney ile bağdaştıramasam da elektronik dans müziği ağırlıklı bir albüm olan Britney Jean, 3 aralıkta satışa sunulacak. Albümü iTunes ve Spotify üzerinden dinlemek ise mümkün.  

Haydi bakalım, merakla beklenen albümü yavaş yavaş dinlemeye, okumaya başlayalım.

Britney Jean


19 Kasım 2013

Konuşacak Çok Şey Var (feat. Tekliler)

Merhaba bile diyemiyorum, konuşacak çok şey var.



Malumunuz veçhile öğrenciler için kara günlerin başlangıcı yakın zaman önce yapıldı. Kafalarımızı slaytlardan, kırmızı tükenmez kalemlerimizi ve fosforlu sarılarımızı kağıtlardan kaldıramaz olduk. Hatta birçok insan bilgisayarının şarj aleti ile uyumakta. Durum vahimken ve daha da vahim olma yolunda ilerlerken her zaman imdadımıza yetişen üç önemli unsurun altını yeşil fosforlu ile çizmek isterim: Kahve, müzik ve seks. Ben size tabii ki bu üçlü içerisinden ikinci favoriniz olan müzik konusundan bahsedeceğim.

Bir yıl içerisinde toplam dinlenen şarkı sayısı, sınav döneminde dinlenen şarkı sayısının yanında solda sıfır kalmaya mahkûm. Onun için ben de, hazır iki sınav arası nefes alabiliyorken sizin için son zamanlarda neler olup bittiğine bir göz attım.

İlk olarak, müziğe kaç yıl ara verdiğini bile hatırlayamadığım Lily Allen ile başlıyoruz. Sevdiğim İngilizler arasında oldukça yükseklerde duran Lily, uzun zaman süren suskunluğunu Hard Out Here şarkısı ile bozdu. Birazdan sizin de “İyi ki de bozmuş” diyeceğiniz şarkı, baştan sona saf mükemmellikten başka bir şey değil. Lily’nin 3. stüdyo albümünün çıkış şarkısı olan Hard Out Here’in sözlerini Lily Allen ve Greg Kurstin yazarken, şarkının prodüktörlüğünü de Greg Kurstin üstlenmiş. Bu ikilinin “The Fear” şarkısının da yaratıcıları olduğunu size söylersem belki şarkıya hemen şans verme kararı alırsınız. O zaman oynat tuşuna basıyoruz ve okumaya devam ediyoruz.



6 Kasım 2013

Lady Gaga - ARTPOP

Introducing, ladies and gentleman, Lady Gaga.


Müzik dünyasının son 5 yıldır en çok konuşulan ismi Lady Gaga, yeni albümü ARTPOP ile geri döndü. Aslında “geri döndü” tabirini kullanmak istemiyorum. The Fame albümü ve The Fame Monster EP’sinden sonra riskli ve cesur olarak adlandırılan Born This Way ile gündemin zirvesini yaşayan Gaga, bu kez karşımıza şimdiye kadar yaptığı müzikleri harmanlayan bir albüm ile çıkıyor. Geri döndü tabirini kullanmak istemememin sebebi ise, 2 yıllık albüm arasını normal hatta olması gereken bir süreç olarak görmem. (Tabii ki bu süreçte Gaga’nın geçirdiği kalça sakatlığı ve ardından gelen kalça ameliyatı olayların akışını oldukça değiştirdi.)

2013 yılının başlarında çıkması beklenen ARTPOP albümü, yaklaşık 6-7 ay gibi bir erteleme sürecinin ardından piyasaya sunuldu. Albüm hakkında birazdan detaylı bir şekilde konuşacağım fakat gelin, önce albümü genel olarak ele alalım.

Konsept olarak “art” ve “pop” kelimelerinden ve mitolojiden yola çıkan Gaga, son dönemdeki rakibelerinin aksine sayısal olarak fazla yüksek tempo şarkı ile karşımıza çıkıyor. Albüm öncesinde Marina Abromovic ve Jeff Koons gibi sanatçılar ile çalışarak hem kendisinin hem de albümün sanat yönünü geliştirmeye çalışan Gaga, genel olarak oldukça başarılı. Hazır Jeff Koons’tan bahsetmişken albümün kapağına da değineyim. Jeff Koons tarafından yapılan Gaga heykelinin ve The Birth of Venus eserinin kullanıldığı kapak, başta biraz itici gelse de zaman geçtikçe kendine baktırmayı başaran bir albüm kapağı.

Albümün en önemli ve en güçlü özelliği ise baştan sona bir hikâye anlatıyor olması. Bunun yanında albüm içindeki bazı şarkıları gruplandırmak da mümkün. Birazdan bu mini konseptler üzerinden albümü anlatmaya başlayacağım. Fakat son olarak, Gaga’nın prodüktör seçimlerine de bir göz atalım. Çıkış yaptığı günden beri çalıştığı isimleri değiştiren Gaga, bu sayede hem müziğini hem de tarzını farklılaştırmada başarıya ulaştı.

Lady Gaga, yeni albümü ARTPOP’da DJ White Shadow başta olmak üzere Zedd, Madeon, Will.i.am ve Rick Rubin ile çalıştı. Born This Way albümünde oldukça sert ve farklı bir müzik tarzına dönen Gaga’nın yeni albümünün en önemli prodüktörleri Zedd ve Madeon. İki isimle de yeni çalışmaya başlayan Gaga son derece yerinde bir karar almış. Zedd (24) ve Madeon (19), gerçekten çok başarılı iki genç. Elektronik / dans şarkılardaki düzenlemeleri ile öne çıkan bu iki genç, eğer böyle devam ederlerse ileride gerçekten unutulmayacaklar arasına girmeye adaylar.


24 Ekim 2013

Katy Perry - PRISM

Önce Mavi Peruğunu Yaktı Ardından Kendi Cenazesinde Göründü.

Kariyerini başlatan çıkış şarkısı I Kissed A Girl ile birlikte çok hızlı yükselişe geçen ve hızını da hiçbir zaman düşürmeyen Katy Perry, yeni albümü Prism ile olgunlaşma dönemine girdi.

İlk albümü One of the Boys ile tüm dikkatleri üstüne çeken ve birbirinden hit şarkılara imza atan Katy Perry,  ikinci albümü Teenage Dream ile kendini ispatladı ve pop müzik dünyasına hükmeden isimlerden birisi olmayı başardı. Katy Perry’nin 2010 yılında çıkardığı Teenage Dream albümünün 5 teklisi 1 numaraya ulaştı ve Michael Jackson’ın Bad albümünden sonra “en çok 1 numara çıkaran albüm” ünvanını kazandı.

Görüldüğü üzere Katy Perry başarıdan başarıya koşarken, yeni albümü Prism’de neler yapacağı çoktan merak konusu olmuştu. Perry, ilk olarak albümün oldukça karanlık bir temaya sahip olduğunu açıkladı. Açıklamayı takiben Youtube kanalında yayınladığı albümü tanıtan videolarda, önce mavi peruğunu yaktı ardından kendi cenazesinde göründü. Fakat haberlerden / videolardan birkaç hafta sonra çıkan Roar şarkısı ile kafalarda soru işaretleri oluşmuştu bile. Ardından bir kez daha açıklama yapan Perry; yeni albümün, daha önceki albümlerine göre daha karanlık, daha mesaj içerikli ve daha derin olduğunu söyledi. (Ayrıca Perry’nin Twitter üzerinden paylaştığı bilgiler arasında albüm için 26 şarkı yazdığı da yer alıyor.)


Perry’nin açıklamalarından sonra gelelim benim düşüncelerime. Bana kalırsa; Prism albümü, Perry’nin en içten, en doğal, en kendi olduğu albümü. İçerisinde pop, dans, R&B, disko gibi çeşitli müzik tarzlarını barındıran albüm, aynı zaman da Perry’nin yakın zamanda yaşadıklarını da çok güzel özetliyor.    
  
Kısa bir özetten sonra, Prism albümünü en ince detaylarına kadar incelemeye / konuşmaya başlayalım.

14 Ekim 2013

Miley Cyrus - Bangerz

Yıl olmuş 2013 fakat insanları şaşırtmak hala mümkün.

Müzik dünyasında zirveye çıkmak ne kadar kolaysa dibi boylamak da bir o kadar kolay. Konu hepimizin bildiği üzere “kalıcı olmak”. Fakat, artık günümüz müzik piyasasında özellikle de pop müzik dünyasında, şarkıların sürekliliği bir ayı neredeyse aşmıyor. Aşamıyor. Benim, senin, herkesin dahil olduğu dinleyici kitlesi artık bir şarkıyı duyuyor, anında ya seviyor ya da nefret ediyor. Eğer şarkı sevilirse yaklaşık 3-4 hafta başka hiçbir şey dinlenmiyor. Durum böyleyken günümüz starları da şarkılarını tutturmak için ellerinden geleni yapıyorlar. En son 2008 yılında Lady Gaga’nın çıkışı ile yaşadığımız fırtınanın benzer bir örneğine daha şahit oluyoruz: Miley Cyrus.



Miley Cyrus, Hannah Montana karakteri ve ilk 3 albümü ile kendisine bir hayran kitlesi yaratmayı başarmıştı fakat tabii ki şöhretin tatlı yanları ağır bastı ve Miley, dünyayı alt üst etmek için harekete geçti. Miley’nin 4. stüdyo albümü Bangerz, kendisinin de tasvir ettiği üzere -“Sadece bir albüm değil, dünyayı ele geçirmeyi yansıtan bir şey.”- son zamanların en iddialı albümlerinden birisi.

4 Ekim’de yayınlanan albüm ile kafalardaki tüm soru işaretlerine cevap veren Miley, bu albümde Mike Will Made It, Pharrell Williams, Will.i.am gibi isimlerle çalıştı. Görüldüğü üzere albümünü müzik dünyasında son zamanlarda en çok konuşulan isimlere emanet eden Miley bununla da yetinmedi ve başta Britney Spears olmak üzere albümde birçok düete de yer verdi.

E madem Miley bu kadar sağlam hazırlanmış, gelin şarkıları tek tek inceleyelim.

6 Ekim 2013

Cher - Closer To The Truth

11 yıl aradan sonra Cher karşımızda.

Evet yanlış okumuyorsunuz. Müzik dünyasının gelmiş geçmiş en ikonik kadın şarkıcılarından Cher, 26. stüdyo albümü olan Closer To The Truth’u yayınladı.

Lafı fazla uzatmadan şarkılara geçmek istiyorum fakat sizden tek istediğim, Cher hakkında bildiğiniz her şeyi unutmanız ve şarkıları öyle dinlemeniz. Çünkü Cher, bize içinde hem pop/disco tarzına ait hem de insanın canını acıtacak kadar ağır şarkılar ile çok güzel bir albüm hazırlamış.

Şarkılardan geçmeden önce küçük bir not: Closer To The Truth albümü, Cher'in Amerika listelerinde ilk haftada en çok satan albümü olmayı da başardı. Closer To The Truth, Billboard 200 listesine 3 numaradan girerek 1998 yılındaki Believe ve 2003 yılındaki The Very Best of Cher albümlerinin 4 numaradan yaptıkları girişi tarihe gömdü.

Cher albümü şöyle özetliyor: Albümün ilk kısmı ile eğlenip dans ettikten sonra eve gelip tek başınıza ikinci kısmını dinleyeceksiniz.

27 Eylül 2013

Jessie J - Alive

Daha tanışalı birkaç ay olmuşken sanki beraber büyümüşsünüz hissi veren insanlar vardır ya, işte müzik dünyasında da bunun son zamanlardaki en güzel örneği Jessie J.



2011 yılında çıkardığı Who You Are albümü ile hayatımıza giren ve ardından The Voice UK’de her hafta izlediğimiz Jessie J’yi aslında sadece 3 yıldır tanıyoruz. Who You Are gibi neredeyse her şarkısı başarılı/hit olan bir albümden sonra Jessie J, The Voice yarışmasındaki koçluk görevine son verdi ve müzikal kimliğine odaklandı. Buradaki sebep ise oldukça açık; beklentileri karşılayabilmek için fazla çalışma gereksinimi.

Jessie J’in 2. stüdyo albümü Alive. Bu cümleyi yazdıktan sonra “zaman kavramı” kafama dank etti ve girişi az önce okuduğunuz gibi yazma kararı aldım. Çünkü, eğer ben hararetli bir sohbetin ortasındayken birisi yaklaşıp “Jessie J’in kaç albümü var?” diye sorsa, rahatlıkla 5 filan diyebilirim.

Jessie J’in “sanki uzun yıllardır müzik piyasasında” olma özelliği iyi mi yoksa kötü mü tam olarak bilemiyorum. Mesela, Jessie J’in sesine laf eden varsa hemen şu an yazıyı okumayı bırakabilir. Jessie’nin karakteri ise sesiyle yarışır cinste. Özellikle The Voice yarışmasındaki koçluk görevi ile karakterini son derece öne çıkaran Jessie J, insanları kendine hayran bırakmayı başardı. Müziğe duyduğu aşk ile insanlara bir şeyler öğretmeyi neredeyse kendine misyon haline getirmiş bir sanatçı. Jessie’nin İngiliz olması ise onu yarışta 1-0 önde başlatmaya yetiyor. Fakat, Jessie J’den sıkılmak da mümkün. Şarkılarda vurgularını, nefes alış verişlerini, elini ne zaman nereye kaldıracağını anlamak için Jessie’yi 2 saat izlemek yeterli. 

Alive

17 Eylül 2013

Britney Spears - Work Bitch

Miss Legendary Britney Spears


Yaklaşık bir aydır www.britneyspears.com’ da geri sayım yapan pop müziğin prensesi Britney Spears, sonunda sevenleri ile buluştu. Uzun zamandır merakla beklenen Work Bitch’in, günün erken saatlerinde düşük kalitede sızmasının ardından, Britney harekete geçti ve yeni teklisini bir gün önce yayınladı.

Şarkının adı “Work Bitch”. Bu haberi ilk duyduğumda biraz garipsesem de birkaç gün içinde kafamda sözler, klipler, konseptler oluşturmaya başladım. Fakat şarkıyı dinlemem ile birlikte tam bir ters köşe olayı yaşandı.

Şarkıyı özetlemek gerekirse “EDM” kelimesi yeterli olacaktır. Evet, yanlış okumadınız. EDM. Popun prensesi Britney’nin, yeni teklisi Work Bitch elektronik dans müziği niteliğinde. EDM hastası bir dinleyici olarak tabii ki Britney’nin bu tarzda bir şarkı ile çıkmasına çok sevindim.  Aslında “Britney yeni şarkı yapıyor.” heyecanını bırakıp mantıklı bir şekilde düşünseydim, Britney’nin bu tarza yakın bir şarkı ile geri döneceğini biraz da olsa tahmin edebilirdim. Britney’nin yeni şarkısını/albümünü Will.i.am üstlenmiş durumda. Peki, bu ikili daha önce ne yaptı? Scream & Shout! Evet, Scream & Shout’ta EDM sinyalleri veren Britney, bu sefer gerçekten oldukça sert bir şarkı ile karşımızda.

                        

3 Eylül 2013

İngiltere'nin Son Bombası: One Direction

Yazıya nereden, nasıl başlasam bilmiyorum.

Hadi size biraz İngiltere’den bahsedeyim. Tabii ki tutup İngiltere’nin tarihini anlatmayacağım. İngiltere, birçok insanın hayatta yapmaktan en çok zevk aldığı aktivite olan “müzik dinleme” konusunda, çok önemli güzellikler sundu. Beatles, Queen, David Bowie, Radiohead, Rolling Stones, Pink Floyd, Elton John, Duran Duran, Sting gibi tüm zamanların gelmiş geçmiş en ikonik sanatçılarına yuva olan İngiltere, aynı zamanda günümüz müziğine damga vuran Amy Winehouse, Florence Welch, Adele, Lily Allen, Jessie J. gibi ünlülerle de kulaklarımızın pasını sildi.

Az önce saydığım isimlerden görüldüğü üzere, eskiden İngiltere müziğinde erkeklerin etkisi büyüktü fakat son zamanlarda müzik dünyasını başta İngiltere olmak üzere dünyada kadınlar yönetir oldu.  Bu duruma ise yine bir kadın son verdi ve One Direction grubu ortaya çıktı.


28 Ağustos 2013

Mtv VMA 2013


Uzun zamandır merakla beklenen Mtv Video Müzik Ödülleri, pazar günü gerçekleşen tören ile sahiplerini buldu.

2000’li yılların başında, adaylıklar açıklanır açıklanmaz hemen kendi kazanan listemi yapardım. Ardından teker teker açıklanan, ödül gecesinde performans sergileyecek isimleri duydukça heyecanım katlanır ve sonunda baş edilemez bir hal alırdı. Fakat yıllar geçtikçe ve müzik sektörüne hayran grupları hükmetmeye başladıkça, Video Müzik Ödülleri benim için “insanlar ne giymiş?”, “kim, ne performans sergilemiş?” gibi konulardan öteye gidememeye başladı.

Son 2-3 yıldır inanılmaz derecede hayal kırıklığı yaratan Video Müzik Ödülleri, bu yıl, uzun zamandır oluşturamadığı sağlam kadroyu oluşturarak dikkatimi çekmeyi başardı. Gecede performans sergilemek üzere açıklanan ilk isim Lady Gaga’ydı ve yeni şarkısı Applause’u ilk kez canlı olarak seslendirecekti. Ardından gelen, Katy Perry de Roar şarkısını ilk kez seslendirecek haberi ile 2000’li yıllardaki merakım bana göz kırpmaya başladı. Daha sonra adaylıklar açıklandı ve bazı kategoriler gerçekten içinden çıkılamayacak durumdaydı. Son dönemde hemen hemen her yerde çalan Blurred Lines, Miley Cyrus’a altın yıllarını yaşatan We Can’t Stop, 7 yıl aradan sonra müziğe geri dönen Justin Timberlake, neredeyse adaylıklara hükmediyordu. Mtv bununla da yetinmedi. Öödül töreninden 3-4 gün önce yayınlanan “Justin Timberlake, sahneye NSYNC ile geri dönüyor.” haberi ile bir anda herkes Video Müzik Ödüllerini konuşmaya başladı.
Not: Gecenin moda detaylarını, moda yazarımız Bmigo’ya bırakıp hemen gecede neler olduğuna geçiyorum.

Türkiye saati ile saatler 04.00’ü gösterdiğinde, ödül töreni beyaz bir çerçevenin içinde Lady Gaga ile başladı. Applause şarkısını ilk kez performans edecek olan Lady Gaga oldukça fazla çalışmıştı ve bunun meyvesini de yemeye hazırdı. Born This Way albümü ile düşüşe geçtiği düşünülen ve kalça ameliyatından sonra ne yapacağı merak edilen Lady Gaga, eskisinden daha da güçlü ve hazır olduğunu herkese göstermiş oldu. Performansın ilk saniyeleri bana göre gecenin en büyük anlarından biriydi. Gaga’nın bu geceye özel yazdığı sözler, oldukça başarılı vokal ile birleşince heyecan bir anda hat safhaya çıktı. Dört dakikalık performansta 4 albümünün görünümüne giren Lady Gaga, oldukça zorlu Applause koreografisini de hatasız sergiledi. Tüm kariyerini özetleyen performansının Born This Way dönemini anlatan kısmında, seyircilerin onu yuhaladığı ses efekti ile de sağlam bir gönderme yapmayı başardı. Performansa genel olarak Lady Gaga’nın perukları ve bikinisi damga vursa da benim için The Fame dönemindeki Lady Gaga’yı görmek unutulmazdı.


14 Ağustos 2013

Lady Gaga - Applause

Kadıköy’den bildiriyorum:  “Lady Gaga is back!”

Son zamanlarda pop müzik dünyası oldukça durgun günler geçiriyor. Belirli şarkılar/şarkıcılar müzik dünyasının kapısını kapattılar, kapıyı çalan çok fakat kapı bir türlü açılmıyor. Blurred Lines son yılların en hit şarkısı olma yolundayken, Miley Cyrus yeni imajı ve “twerk” dansı ile zirvesini yaşıyor. Örnek vermek gerekirse; 7 yıllık aradan sonra müziğe geri dönen Justin Timberlake bile ancak kapının deliğinden içeri bakabiliyor. Pop müziğin son zamanlardaki durgunluğunun sebebi de şarkıcıların genel olarak kendilerini nadasa bırakmış olmaları. Madonna, Rihanna, Britney Spears, Adele gibi dünya starları şu aralar sessizliklerini korurken Lady Gaga ve Katy Perry bu duruma bir son verdi ve uzun zamandır hazırlandıkları albümlerinin çıkış şarkılarını yayımladılar.

Konumuz Lady Gaga fakat son bir haftadır “Lady Gaga vs. Katy Perry” konusu o kadar gündemde ki Katy Perry’e değinmeden geçemeyeceğim. Katy Perry’nin Roar şarkısı oldukça basit fakat insanı hemen yakalayan tarzda. İlk 10 saniyeden sonra, şarkının adının yardımıyla birlikte şarkının nasıl bir etki yaratacağını anlıyor insan. Tahmin edilebilir sözler, kolay yakalanan kafiyeler, kafada canlanan bir imaj ile bezenmiş şarkı, radyo dostu olduğu su götürmez olan eğlenceli bir pop şarkısı. Tabii ki bir Hot’n Cold, Teenage Dream , Firework değil. Bunun sebebi biraz da abartılmış reklamdan kaynaklanıyor. Albüm öncesi “Peruklarımı yaktım, Katy’nin olgun ve karanlık tarafı geliyor.” tadında yaptığı açıklamalardan dolayı herkes oldukça farklı bir şarkı bekliyordu. Maalesef şarkı Teenage Dream albümündeki konseptten çok da uzak değil. Maalesef diyorum çünkü Katy, bizi buna hazırlamadı yoksa Teenage Dream dönemi Katy Perry’e altın yıllarını yaşattı.


Şarkı ile ilgili ilginç bir konu daha var. Roar’un Sara Bareilles’in Brave şarkısına aşırı derecede benzemesi. Yazılanları ilk gördüğümde “insanlar yine abartıyordur.” deyip geçecektim fakat Brave şarkısını açıp dinleyince şaşkınlığımı gizleyemeyip “acaba şaka mı?” diye düşünmekten kendimi alamadım. Ayrıca, Roar şarkısı bana Alicia Keys’in Girl on Fire’ını da hatırlatıyor.

Applause

Uzun zamandır sessizliğini koruyan Lady Gaga, sonunda sevenleriyle buluştu. Yazının başında Lady Gaga geri döndü dememin sebebi Gaga’nın ciddi bir operasyon geçirmiş olması. Born This Way turnesinin bitmesine daha 20 konser varken, kalça sakatlığından dolayı turnesini iptal etmek zorunda kalan Gaga, kalçasından ameliyat oldu ve bu süreçte basından oldukça uzak kalarak çok doğru bir seçim yaptı. Geçirdiği bu zorlu sürecin yeni albümü Artpop’a ilham kaynağı olduğunu söyleyen Gaga, tekrar sahneye dönmek için sabırsızlandığını da her fırsatta sözlerine ekledi.

Lady Gaga önce şarkısının adını duyurdu: Applause. Şarkının adı kulağa ilk başta biraz ego, şan, şöhret ile ilgili gelse de sözler yavaş yavaş yayımlandıkça konsept de ortaya çıkmaya başladı. Ardından Gaga, Twitter hesabı üzerinden şarkının sözlerini paylaşmaya başladı. İlk olarak “If only fame had an IV / Baby could I bear being away from you / I found the vein put it in here” ardından da “Give me that thing that I love / Put your hands up make 'em touch / A-P-P-L-A-U-S-E” sözleri gelince heyecan seviyesi bir kat daha arttı.


.