Yabancılaşma. Hep bir kelime
oluyor beni harekete geçiren. Cümlelerin devam etmesi için 0 noktası. Bu yazı
için o kelime "yabancılaşma". Yeri yurdu önemsiz kendi benliğinde ya
da bambaşka bir yerde tek farkı yabancı olmak olarak. Daha yeni yabancılaşmış
da kendine gelmiş biri olarak 2 farklı gezgin hikayesini tavsiye etmek istedim.
İlk gezginim, ERASMUS illetine bulaşmış başka ülkede yabancılaşan, diğer
gezginim kendine yabancı kişiliğini bulmaya çalışan. Birbirinden farklı bu iki
filmin tek ortak noktası evden uzak olmak ve uzak olmanın zorunlu olarak size
getirdiği arayış. Evinizde, ülkenizde yıllardır çat pat oluşturduğunuz düzen,
evden uzaklaştıkça yine aynı düzenin kopyalarını aramaya bırakıyor kendini. Bu
yer benim, bu parkta bu bank benim, sadece ? günlük yatacağım bu yastık benim!
İşte bu cümleyi demeden gezen 2 adamın hikayesi.
9 Eylül 2013
7 Eylül 2013
Cem Hakkında Hiçbir Şey
-Çok sağ ol be anannecinin, her hafta böyle taşırsın bunları
buraya, tutmaz bu dizlerim, tutmaz kahretsin! Geç soluklan, ben de balkonda
otururum. Yeni yıkadım, serincek??
-....
-Meyvecik soyayım sana buz gibi????
Çok hevesli görünüyordu. Ben de bütün bu pazarlıkları
taşırken yorulmuştum. Ayakkabılarımı çıkardım, geçtim içeri.
-Terlik giy, terlik. Yaş daha balkon.
Koca gövdesini hantal hantal hareket ettirerek bana terlik
getirdi. Ben de daracık ve upuzun, işlevsellikten alabildiğine uzak balkonda
yürümeye başladım. Balkonun sonunda parmaklıklara monte edilmiş, çiçekli naylon
muşambalı bir masa vardı. Üzerinde bir fesleğen saksısı. Duvarda sarımsaklar
asılıydı, parmaklıklar boyunca dizili dolmalık biberlerin rengi iyiden iyiye
kırmızıya dönmüştü. Beyaz, plastik sandalyeye oturmamla kalkmam bir oldu.
Elimle yokladım, altımdan tesbih çıktı. Masanın üzerine koyup beklemeye
başladım.
Birazdan aynı hantal yalpalamayla kapıda göründü. Elinde,
içinde kocaman, ballı bir şeftali, biraz da kiraz olan bir tabak vardı. Önüme
koydu. O da yanıma oturdu.
-Ye anannecinin, yerli bak şeftali, koca teyzenler getirdi,
bahçenin şeftalisi, çok güzel.
-Sağ ol anane.
Keskin mi keskin meyve bıçağıyla şeftaliyi doğramaya
başladım. Bizim ihtiyar da yüzümü süzmeye başladı.
-On yedi yaşındaydı anan evlendiğinde. Senden gençti. Yapma
be kızım dedim, yapma be... Çocuklar bir kere gidecem dedi mi, ığhh, gidecekler
illa. Baban rahmetli çok içerdi, çook içerdi, bilirdik de hani hepimiz ama anan
severdi, illa o derdi, karıştırtmazdı kimseyi. Küçücektiniz babasız
kaldığınızda, sen öyle, kardeşin öyle. Anan bile çocuktu daha be oğlum.
5 Eylül 2013
Le Labo Patchouli 24: Ateş Olmayan Yerden…
Dumansı notalar ve parfümeri tamamen
organik, neredeyse mukadder bir eşleşme; zira parfümün ta kendisi Latince perfumare (per- “yoluyla, içinden, iyice”;
fumare “duman çıkarmak, dumanlandırmak”) kelimesinden geliyor. Kiliselerde
yakılan günlük ve mür, İslam topraklarının öd, safran ve güllü buhuru ve Uzak
Doğu’nun çok eskilere dayanan tütsü geleneğinin yanı sıra sobanın üstüne
yerleştirilen portakal kabuğu, piknik ateşinin son demine atılan ardıç dalları
ve çocukken işportacılardan alınan çubuk tütsüler bu bağın şahitleri. Kül
tablasında açan yaseminleriyle État Libre d’Orange Jasmin et Cigarette, gül aromalı nargilesiyle Serge Lutens Fumerie Turque ve keskin egzoz notasıyla
Andy Tauer Lonestar Memories’de
olduğu gibi Patchouli 24’da da duman
başrolde oynuyor.
Fabrice Penot ve Eddie Roschi’nin
2006 yılında kurduğu niş parfümevi Le Labo, kompozisyonlarıyla olduğu kadar pazarlama
taktikleriyle de bolca konuşuluyor. Kokulu yağ konsantresinin ve alkolün satış
anında karıştırılması ve laboratuar şişelerini andıran flakonlara
sahibin isminin yazılarak kişiselleştirilmesi müşterileri cezbetmek amaçlı
birer numara iken city exclusives
koleksiyonundaki her bir parfümün yalnızca tek bir şehirde satışının olması ise
birçok parfümseverin büyük şikâyeti. Bir isim ve sayıdan oluşan anlandırmaları
ise alıcıya yardım etmekten yoksunluğuyla şöhretli. Sayı parfümdeki içerik
adedini ifade ederken isimse ana nota oluyor. Örneğin Patchouli 24, yirmi dört farklı notadan/maddeden oluşuyor ve esas
nota paçuli. Böyle olunca da adına bakarak parfümün nasıl kokacağına dair
tahminde bulunmak zor oluyor. Patchouli
24 da istisna değil. Evet, içinde paçuli var; ancak barbekü dumanı ve
pudramsı vanilyanın altına gömülü.
3 Eylül 2013
İngiltere'nin Son Bombası: One Direction
Yazıya nereden, nasıl
başlasam bilmiyorum.
Hadi size biraz İngiltere’den bahsedeyim. Tabii ki tutup İngiltere’nin
tarihini anlatmayacağım. İngiltere, birçok insanın hayatta yapmaktan en çok
zevk aldığı aktivite olan “müzik dinleme”
konusunda, çok önemli güzellikler sundu. Beatles,
Queen, David Bowie, Radiohead, Rolling Stones, Pink Floyd, Elton John, Duran
Duran, Sting gibi tüm zamanların gelmiş geçmiş en ikonik sanatçılarına yuva
olan İngiltere, aynı zamanda günümüz müziğine damga vuran Amy Winehouse, Florence Welch, Adele, Lily Allen, Jessie J. gibi
ünlülerle de kulaklarımızın pasını sildi.
Az önce saydığım isimlerden görüldüğü üzere, eskiden
İngiltere müziğinde erkeklerin etkisi büyüktü fakat son zamanlarda müzik
dünyasını başta İngiltere olmak üzere dünyada kadınlar yönetir oldu. Bu duruma ise yine bir kadın son verdi ve One Direction grubu ortaya çıktı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


