9 Eylül 2013

Tek Aktör İki Gezgin

Yabancılaşma. Hep bir kelime oluyor beni harekete geçiren. Cümlelerin devam etmesi için 0 noktası. Bu yazı için o kelime "yabancılaşma". Yeri yurdu önemsiz kendi benliğinde ya da bambaşka bir yerde tek farkı yabancı olmak olarak. Daha yeni yabancılaşmış da kendine gelmiş biri olarak 2 farklı gezgin hikayesini tavsiye etmek istedim. İlk gezginim, ERASMUS illetine bulaşmış başka ülkede yabancılaşan, diğer gezginim kendine yabancı kişiliğini bulmaya çalışan. Birbirinden farklı bu iki filmin tek ortak noktası evden uzak olmak ve uzak olmanın zorunlu olarak size getirdiği arayış. Evinizde, ülkenizde yıllardır çat pat oluşturduğunuz düzen, evden uzaklaştıkça yine aynı düzenin kopyalarını aramaya bırakıyor kendini. Bu yer benim, bu parkta bu bank benim, sadece ? günlük yatacağım bu yastık benim! İşte bu cümleyi demeden gezen 2 adamın hikayesi.

Not: Oyunculuk, çekimler ya da yönetmeler değil aşağıda çekiştirilenler, sadece hikayelerin kendileri.



7 Eylül 2013

Cem Hakkında Hiçbir Şey

-Çok sağ ol be anannecinin, her hafta böyle taşırsın bunları buraya, tutmaz bu dizlerim, tutmaz kahretsin! Geç soluklan, ben de balkonda otururum. Yeni yıkadım, serincek??

-....

-Meyvecik soyayım sana buz gibi????

Çok hevesli görünüyordu. Ben de bütün bu pazarlıkları taşırken yorulmuştum. Ayakkabılarımı çıkardım, geçtim içeri.

-Terlik giy, terlik. Yaş daha balkon.

Koca gövdesini hantal hantal hareket ettirerek bana terlik getirdi. Ben de daracık ve upuzun, işlevsellikten alabildiğine uzak balkonda yürümeye başladım. Balkonun sonunda parmaklıklara monte edilmiş, çiçekli naylon muşambalı bir masa vardı. Üzerinde bir fesleğen saksısı. Duvarda sarımsaklar asılıydı, parmaklıklar boyunca dizili dolmalık biberlerin rengi iyiden iyiye kırmızıya dönmüştü. Beyaz, plastik sandalyeye oturmamla kalkmam bir oldu. Elimle yokladım, altımdan tesbih çıktı. Masanın üzerine koyup beklemeye başladım.

Birazdan aynı hantal yalpalamayla kapıda göründü. Elinde, içinde kocaman, ballı bir şeftali, biraz da kiraz olan bir tabak vardı. Önüme koydu. O da yanıma oturdu.

-Ye anannecinin, yerli bak şeftali, koca teyzenler getirdi, bahçenin şeftalisi, çok güzel.

-Sağ ol anane.

Keskin mi keskin meyve bıçağıyla şeftaliyi doğramaya başladım. Bizim ihtiyar da yüzümü süzmeye başladı.

-On yedi yaşındaydı anan evlendiğinde. Senden gençti. Yapma be kızım dedim, yapma be... Çocuklar bir kere gidecem dedi mi, ığhh, gidecekler illa. Baban rahmetli çok içerdi, çook içerdi, bilirdik de hani hepimiz ama anan severdi, illa o derdi, karıştırtmazdı kimseyi. Küçücektiniz babasız kaldığınızda, sen öyle, kardeşin öyle. Anan bile çocuktu daha be oğlum.

5 Eylül 2013

Le Labo Patchouli 24: Ateş Olmayan Yerden…


Dumansı notalar ve parfümeri tamamen organik, neredeyse mukadder bir eşleşme; zira parfümün ta kendisi Latince perfumare (per- “yoluyla, içinden, iyice”; fumare “duman çıkarmak, dumanlandırmak”) kelimesinden geliyor. Kiliselerde yakılan günlük ve mür, İslam topraklarının öd, safran ve güllü buhuru ve Uzak Doğu’nun çok eskilere dayanan tütsü geleneğinin yanı sıra sobanın üstüne yerleştirilen portakal kabuğu, piknik ateşinin son demine atılan ardıç dalları ve çocukken işportacılardan alınan çubuk tütsüler bu bağın şahitleri. Kül tablasında açan yaseminleriyle État Libre d’Orange Jasmin et Cigarette, gül aromalı nargilesiyle Serge Lutens Fumerie Turque ve keskin egzoz notasıyla Andy Tauer Lonestar Memories’de olduğu gibi Patchouli 24’da da duman başrolde oynuyor.

Fabrice Penot ve Eddie Roschi’nin 2006 yılında kurduğu niş parfümevi Le Labo, kompozisyonlarıyla olduğu kadar pazarlama taktikleriyle de bolca konuşuluyor. Kokulu yağ konsantresinin ve alkolün satış anında karıştırılması ve laboratuar şişelerini andıran flakonlara sahibin isminin yazılarak kişiselleştirilmesi müşterileri cezbetmek amaçlı birer numara iken city exclusives koleksiyonundaki her bir parfümün yalnızca tek bir şehirde satışının olması ise birçok parfümseverin büyük şikâyeti. Bir isim ve sayıdan oluşan anlandırmaları ise alıcıya yardım etmekten yoksunluğuyla şöhretli. Sayı parfümdeki içerik adedini ifade ederken isimse ana nota oluyor. Örneğin Patchouli 24, yirmi dört farklı notadan/maddeden oluşuyor ve esas nota paçuli. Böyle olunca da adına bakarak parfümün nasıl kokacağına dair tahminde bulunmak zor oluyor. Patchouli 24 da istisna değil. Evet, içinde paçuli var; ancak barbekü dumanı ve pudramsı vanilyanın altına gömülü.

3 Eylül 2013

İngiltere'nin Son Bombası: One Direction

Yazıya nereden, nasıl başlasam bilmiyorum.

Hadi size biraz İngiltere’den bahsedeyim. Tabii ki tutup İngiltere’nin tarihini anlatmayacağım. İngiltere, birçok insanın hayatta yapmaktan en çok zevk aldığı aktivite olan “müzik dinleme” konusunda, çok önemli güzellikler sundu. Beatles, Queen, David Bowie, Radiohead, Rolling Stones, Pink Floyd, Elton John, Duran Duran, Sting gibi tüm zamanların gelmiş geçmiş en ikonik sanatçılarına yuva olan İngiltere, aynı zamanda günümüz müziğine damga vuran Amy Winehouse, Florence Welch, Adele, Lily Allen, Jessie J. gibi ünlülerle de kulaklarımızın pasını sildi.

Az önce saydığım isimlerden görüldüğü üzere, eskiden İngiltere müziğinde erkeklerin etkisi büyüktü fakat son zamanlarda müzik dünyasını başta İngiltere olmak üzere dünyada kadınlar yönetir oldu.  Bu duruma ise yine bir kadın son verdi ve One Direction grubu ortaya çıktı.


.